Son Mektup
Annesinin odası her zaman lavanta kokusu taşırdı. Leyla, o kokuyu içine çekerek eşyaları toplamaya başladı. Cenaze iki gün önceydi. Ağlamak için artık gözünde yaş kalmamıştı; yalnızca o ağır, donuk acı vardı içinde — yası tanıyanların bildiği türden bir acı.
Çekmeceyi açtığında önce sıradan şeyler buldu: eski fotoğraflar, birkaç broş, küçük bir dua kitabı. Ama en altta, sarı bir zarfın içinde katlı bir mektup vardı. Zarfın üzerinde kendi adı yazıyordu. Leyla'ya.
Annenin Sesi
Mektubu okumaya başladığında annesinin sesini duyar gibi oldu. O yumuşak, biraz kısık ses. Satırlar titriyordu gözlerinde.
"Leylacığım, bunu okuyorsan ben artık yanında değilim demektir. Sana söyleyemediğim bir şey var. Yıllarca söylemeye çalıştım, her defasında cesaretim yetmedi. Ama sen bilmeyi hak ediyorsun."
Leyla derin bir nefes aldı. Devam etti.
Saklanan Gerçek
Mektup şunu anlatıyordu: Leyla dört yaşındayken babasının sandığı adam, gerçek babası değildi. Gerçek babası, annesinin gençliğinde sevdiği, ailesi tarafından ayrılmaya zorlandığı bir adamdı. Adam yurt dışına gitmek zorunda kalmış; annesi ise yıllar sonra başka biriyle evlenmişti. Ama kalbi hiç tam iyileşmemişti.
"Seni büyüten adam seni çok sevdi Leyla. Bu bir yalan değildi. Ama sen gerçeği bilmeden karar veremezsin. Belki onu aramak istersin. Belki aramamayı tercih edersin. Bu senin hakkın."
Mektubun son satırında bir isim ve bir şehir vardı.
Seçim
Leyla mektubu masaya bıraktı. Penceresinden dışarı baktı; avludaki nar ağacı annesinin ellerini hatırlattı ona — o ağacı birlikte dikmişlerdi, Leyla sekiz yaşındayken.
Bir şey arayıp bulmak mı, yoksa bırakmak mı? Her iki seçenek de acı veriyordu. Ama annesi haklıydı: bilmek, onun hakkıydı.
Telefonu eline aldı. Koydu. Yeniden aldı.
Dışarıda nar ağacının dalları hafifçe sallandı. Sanki annesi oradaydı hâlâ, lavanta kokan elleriyle omzuna dokunarak, "Ne yaparsan yap, seni seviyorum" diyordu.
Leyla aramaya başladı.
- Tür: Dram / Aile
- Okuma Süresi: Yaklaşık 5 dakika
- Tema: Aile sırları, kimlik, affetmek